1959'da AFS'li olmak...

O yıllarda, AFS hakkında hiç bir bilgim yoktu. Bursa Kız Lisesi lise 2. sınıftaydım. Bir gün derste öğrencilerden biri kara tahtaya "AFS ile Amerika'ya gitmek isteyenler yarın cumartesi saat 10.00’da yapılacak sınav için isimlerini tahtaya yazsınlar" diye bir duyuru yazdı. Hiç tereddüt etmeden adımı yazdım. Tarih 20 Şubat  1959’du.

Ertesi gün saat 10.00’da sınav yapılacak kapının önündeydim. O gün benim doğum günümdü ve arkadaşlarım bize geleceklerdi. Ne yapıp ettim, sınıftan çıkan ilk kişinin arkasından telaşla içeri girdim. Sayın İbrahim  Kerimol,  Erol Soner ve Metin Sabuniş’le sohbetimiz başladı. Ben, samimi bir şekilde kendimi anlatmaya çalıştım. Okulumun trampet şefi olduğumdan, uzun atladığımdan ve daha birçok aktivitelerimden bahsederek kendimi tanıtma gayretindeydim. Sohbet çok güzel gelişti. "Hep böyle güler misin?" diye sordular. "Güler soyadıma uymaya çalışıyorum" diye esprili bir cevap verip erken çıkmak için izin istedim. Zira evde beni bekleyen misafirlerim vardı. İki gün boyunca da hiçbir şey düşünmedim. 

Pazartesi okula geldim. Sınıftaki kara tahtada 4 isim vardı. Biri de T. Güler idi. Koşarak idareye gittim ve sınavı kazandığımı öğrendim. Çok sevinmiştim. Akşama yemekte aileme Amerika sınavını kazandığım haberini verince sessizlik oldu. Babacığım dönüp bana, o kendine has Rumeli aksanıyla "Daha üteye, kim günderiy seni" demesiyle hevesim adeta kursağımda kaldı.

Ertesi gün, Bursa Askeri Lisesi’nde subay olan, çok sevdiğim ve saydığım eniştem Saim Sipahi'ye gidip durumu anlattım. O da "Akşama size geliyoruz" dedi. Akşam yemeği sırasında, eniştem "Ben bugün çok güzel ve gurur verici bir haber aldım. Türkan büyük bir başarıya imza atmış. Onu alnından öpmek istiyorum diyerek" beni çok onurlandırdı. Babamdaysa çıt yoktu. 5 dakika sonra onun da çok sevdiği enişteme "Sen ne deysen o olsun" dedi ve ben havalara uçup herkesi öpücüklere boğdum.

AFS'ye çok emeği geçen Sayın Gönül Sipahi ve Amerika'lı bir yetkili, Bursa Güven Oteli bahçesinde tüm aile fertlerimizi de toplayıp bir yılı nasıl geçireceğimiz ve AFS yapısı hakkında bizi detaylı bir şekilde bilgilendirdiler.

Ardından her türlü evraklar hazırlandı. Bir tek kız çocuğu olan ve Muskegon, Michigan’da yaşayan Amerika’lı ailem belirlendikten sonra kendileriyle irtibat kurularak ilk yazışmalarımız ve resim paylaşımlarımız başladı. Hatta televizyonu ilk kez o resimlerde görmüştüm ki bu detay Amerika’ya gidince ne derece bir kültür şoku yaşanacağının bir sinyaliydi adeta.

Bursa Kız Lisesi’nden Amerika’ya giden ilk AFS’li olarak, hayatımdaki ilk uçak yolculuğunu da bu şekilde yaşadım. New York’taki oda arkadaşımsa hala AFS bünyesinde faal olan Tanju Verda Akan’dı.

Muskegon’da anne, baba ve kız çocuğu olmak üzere 3 kişilik bir aileye katılarak kız kardeşimle birlikte Muskegon High School’a devam ettik. Yılsonunda da diplomamı alarak oradan mezun oldum.

Türkiye’ye döndükten sonra da, sevgi ve özlem dolu paylaşımlar, yazışmalar, telefon görüşmeleri ve hatta karşılıklı ziyaretler devam ederken doğal olarak gün geldi ve Amerikalı annemle babamı kaybettim. Ancak kız kardeşim Kay ve çocuklarıyla hala temastayım.

Üstelik okulumun 25. ve 50. mezuniyet kutlamalarına bile katıldım ki bunlar çok özel anılar yaratan tecrübelerimdendir. Zira hala hatırlanıyor olmak son derece gurur vericiydi.

Bursa ili ve çevresi adına AFS sınavlarını da 1960 yılında ben Amerika’dan döner dönmez, 1958’da Bursa Erkek Lisesi’nden Amerika’ya giden ilk AFS’li olan Sayın Haluk Şahin (Gazeteci, televizyoncu, yazar ve Bilgi Üniversitesi öğretim görevlisi) ile birlikte yürütmeye başladık. Bu süreç içerisinde, Türk Kültür Vakfı üyeliğine kabul edilmemin yanısıra AFS International Başkanı Tachi Cazal tarafından da 50. yıl plaketiyle onurlandırıldım.

Hali hazırda, Bursa AFS’lileri olarak çok güzel bir ahenk, sevgi ve saygı içerisinde faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Vefa borcumuzu da hala ödeyemedik…

Bursa AFS’nin temel taşları olan Sayın Haluk Şahin, İbtihal Odman, İlhami Öztürk, Aydın Yakupoğlu ve tüm genç gönüllülere sonsuz teşekkürlerimi sunuyor ve hepinizi çok sevdiğimi ifade etmek istiyorum. Ayrıca, yıllar sonra çeşitli vesilelerle umulmadık anlarda karşımıza çıkan ve bizlere sevgi ve saygısını ifade edip hayatlarına çok şey kattığımızı dile getiren o güzel AFS’lilere de hepimiz adına en derin sevgilerimizi sunuyorum.

1960 yılından bu yana, karşılıklı anlayış, hoşgörü ve sevgiyle tüm bu faaliyetlerde emeği geçen İstanbul ofisi yetkililerine, diğer görevlilere ve gönüllülere sonsuz teşekkürler ederim.

Son olarak, Dış İşleri Bakanlığı görevinde bizleri temsil ederek AFS’nin global barış ilkesine katkıları büyük olan rahmetli Sayın İsmail Cem’i ve yitirdiğimiz diğer AFS emektarlarını da sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Sevgi ve saygılarımla,

Türkan Uğuralp, Bursa AFS Kurucusu