- Merhabalar Anıl, kendini biraz tanıtabilir misin?

Adım Anıl Berkin, 25 yaşındayım. 2010 AFS’liyim. ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsünde İşletme bölümünden mezun oldum ve şu an okulumda Sürdürülebilir Çevre ve Enerji Sistemleri programında master yapıyorum. Aynı zamanda işletme bölümü öğretim asistanı olarak çalışıyorum.

Peki 'Yaz Akademisi' ile olan geçmişinden bahseder misin?

Yaz Akademisi ile geçmişim 2012 yılında başladı. AFS’den döndüğümden beri Kıbrıs’ta yaşadığım için AFS gönüllülüğü yapamıyordum. Dolayısıyla böyle bir kültürel ve uluslararası etkinliklere daha fazla katılmak istiyordum. Ben de yaz programlarını araştırmaya başladım ve Yaz Akademisi’ni buldum. Araştırma yaptıktan sonra oldukça ilgimi çekti. İki haftalık eğitim programı Almanya’nın Karlsruhe şehrinde bir üniversitedeydi ve katılımcıların ilgisine göre seçebileceği farklı dersler veriliyordu. Ben 2012 yılında kültürlerarası iletişim ve sorun yönetimi derslerini seçtim. Bu derslerin aynı zamanda ECTS kredisi vermesi benim için belirleyici kriterlerden biri oldu. Eğitimim için de önemli olduğunu düşündüğüm bu programa katılma kararı aldım. Başarılı bir iletişim ve organizasyon sayesinde sorunsuz Karlsruhe’ye vardım. Birçok farklı ülkeden, farklı yaşlarda katılımcıları görmek, ilk günden doğru bir karar verdiğimi bana gösterdi. Daha sonra 2015 yazı ve 2016 yazında da Yaz Akademisi’ne yine Karlsruhe’de katıldım ve uluslararası ilişkiler, kültürlerarası iletişim, sürdürülebilirlik ve gelişim üzerine dersler aldım. Dolayısıyla üç kez katılmış bulunarak bu rekoru da Brezilyalı bir arkadaşımla paylaşmaktayım.

- Yaz Akademisi hakkında ne düşünüyorsun, nasıl bir program, nasıl bir ortam?

Öncelikle derslerden bahsedecek olursam, bu iki haftalık programın çok yoğun geçtiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Sabah 9’da başlayan derslerden akşam 6 belki daha geç çıkılıyor. Ancak Yaz Akademisi’ndeki farklılıklardan biri, bu derslerin yoğun ve eğitici olmasına rağmen sıkmaması. Gelen profesörlere yardımcı olan iki eğitmen ile, eğitim sadece teorik kalmıyor ve pratiğe de çeşitli aktivitelerle dökülüyor. Aktiviteler sosyalleşmeye, düşündürmeye ve çıkarım yapmaya yönelik aktiviteler oluyor genellikle. Öncesinde tavsiye edilen makaleler de oldukça başarılı. Aktivitelerin ve derslerin eleştiriye açık olması, Yaz Akademisi’nin sürekli bir gelişim içerisinde olmasını sağlıyor. Kültürler arası çalışmalar ilgimi çektiği için, şimdiye kadar katıldığım bütün dersleri bir şekilde akademik hayatımda ve günlük hayatımda kullandım. Küreselleşmeye doğru hızla giden dünyada farklı kültürleri anlamak, bir işletmeci için karşı konulamaz bir gerçek. Asistanlık görevimde de öğrencilere yaklaşımımda da Yaz Akademisi’nde öğrendiklerimin yardımcı olduğunu söyleyebilirim. En son katıldığım dersler, bana master tezimi seçme konusunda bile yardımcı oldu ve tavsiye edilen bazı makaleleri ve verileri kullanacağım.

İşin diğer kısmı, yani eğitimin sadece teorik değil, pratik ve farklı insanları tanımaktan da geçtiği noktaya gelecek olursak, dünyanın dört bir yanından çok sıkı arkadaşlar edindim. Bu arkadaşlarımla hala görüşüyorum, mümkün olduğunca buluşmaya çalışıyorum ve hatta buluşuyorum da. Herkesten farklı şeyler öğreniliyor, bazen benzerlikler, bazen farklılıklar görmek ayrı bir keyif. Hayat boyunca eğitim için bence en önemli kriter de bu.

- Yaz Akademisi, sana ne kattı?

Yaz Akademisi’ne üç gidişimde de farklı bilgiler edindim ve üçünün de yeri bende apayrı olarak kalacak. Son gidişimde Finlandiyalı bir arkadaşımla sabahın beşinde güzel bir konuşma yapmıştık. Yaz Akademisi’ni bir yaşam simülasyonuna benzettik. Herkes iki hafta sonra dünyanın dört bir tarafına dağılacağını biliyor, belki bir daha hiç aynı grubun toplanamayacağının herkes farkında. Dolayısıyla bu kadar hızlı ve yoğun yaşanan bir programın farklı insanları anlamak, tanışmak için de çok önemli olduğu kanısındayım.  Böyle tecrübeleri yaşamak isteyen herkese tavsiye ederim.

Bu sene 17 Temmuz-5 Ağustos 2017 tarihleri arasında düzenlenecek olan akademi hakkında detaylar ve başvuru için: info@turkkulturvakfi.org.tr